Tuzu kuru bir anneden tüm babalara selam olsun...

, Yazan Gökçen Öz

Bazı insanlar bazı konularda şanslı doğuyor. Ben de onlardan biriyi vesselam. Bu konulardan biri de babalar :)

Annem küçükken "babaaa babaaa" diye ağlamama çok kızar, "şuna bak, ben bu sıpayı doğuracağım derken ölümlerden döndüm, bu baba diye ağlıyor"derdi. Ben büyüdüm, kendim anne oldum; annemin gözünde babacı imajım asla silinmedi. Oysa ki anneciğim biraz haksızlık ediyordu, O'nun yeri bende apayrı, kimsecikler dolduramıyor.

Madem konu babalar oraya geri dönelim. Babamı benim için en iyi baba yapan sanırım "emek". Kendi çok geleneksel görünse de, ben pek de bizim memleket için  geleneksel olmayan bir baba ile büyüdüm. Babam beni uyuttu da, yemeğimi de yedirdi. Sabah beni o uyandırır, kahvaltımı hazırlardı. Yemek yaptığında hiç şaşırmazdım.  Pazara gitmeden önce "kitabını oku" der, gelince okuduklarımı sabırla dinlerdi. Zira ben doğmadan kütüphanemi kurmuş ve okuyacaklarımdan heyecan duyan bir babadır kendisi. Köyde büyümüş, dağda uyuyup çobanlık yapmış biri olarak doğa ile ilgili ne varsa çoğunu babam bana öğretti. Çevreme saygı göstermeyi ve iyi müziği O'ndan öğrendim. Zor bir hayat yaşayıp bir yerlere geldiğinden annemle elele verip kardeşim ve benim için kendi isteklerinden feragat edip geleceğimiz için ne varsa yaptılar, nihayetinde sayelerinde iyi yerlerde eğitim alıp ben doktor kardeşim makine mühendisi olduk. Aslında onlar başardılar.

Az da itiş kakış halimiz olmadı. Asla babama fikrimi söylemekten, hatta O'nunla kavga etmekten korkmadım. Görüşlerime hep saygı gösterir, ne şekilde olduğunu asla bilemesem de beni kandırmayı başarır. Sevgi gösterilerini hiç becermez, fakat ben bilirim ben ve kardeşim Talha babamın gözbebeğiyiz.  

Sonra zaman geçti büyüdüm, yolum Metin ile kesişti. Kızlar babalarına benzeyen adamları buluyor görüşü bir anlamda vuku buldu. Zira O da babam kadar sakin, bir o kadar becerikli bir baba. 

Zaten arkadaştık uzun uzun yıllardır. Hatta birbiri ile sürekli atışan iki arkadaş. Ama gün oldu devran döndü, Metin Anatomi amfisinde "yav senin kulakların biri azıcık kepçe" dediği Gökçen ile evlendi. Evliliğe alışmak zor olmadı benim için, asla koca bir yükü sırtıma vermedi. Aksine hep elimden tuttu, bana destek oldu. Çok zor zamanlarımda bir gün bile beni yalnız bırakmadı. Bir sürü şey öğrenip bazısını da hep Metin yaptığından unuttum. Gebe iken başının etini yedim, Ertuğrul doğdu evhamdan dünyayı gözüm görmedi. Yine de beni hiç kırmadı.

Sanki annemin duası tuttu. Bizim oğlan "babaa " diye ağlamasa da, ne işi olsa "ama ben babamı istiyorum" der bana burun kıvırır. Bu da onların arasındaki ilişkinin meyvesi. Çünkü Metin Ertuğrul ile çocuk olur.  O'nunla koşar, çimlerde yuvarlanır, çamurda zıplar. Beraber tamirat yaparlar, çiçek diker ortalığı beraber batırırlar. Sürpriz yumurtalar hep Metin'den gelir. Banyo faslı da var tabii, Ertuğrul baba tarafından yıkanır, anneyi istemez. Baba daha güzel masal okur, ayrıca anne o kadar da iyi araba çizemez. Ertuğrul'u sırtına alıp çıkarmadığı dağ tepe yoktur sanırım. Çocuksever Metin zaten tam anlamı ile baba olmak için yaratılmıştır, bir ailenin başına gelecek en iyi şeydir :)

Hasılı kelam benim şansım babalardan yana çok yaver gitti. Onun için tuzum kuru... 
Baba demek arkamda koca bir dağ demek. 

Canım babacığım, biricik Metin; sizleri çok seviyorum.
Tüm güzel babalara selam olsun, iyi ki varsınız!!!


Babalar gününüz kutlu & mutlu olsun!

0 yorum:

Yorum Gönder