Pompeiopolis

Acaba antik çağlarda Akdeniz ve Ege kıyılarında onlarca yerleşke varken bir insan evladı Karadeniz'e gidip iki taşı üstüste koyayım dememiş mi? Demiştir elbet ama maalesef bizlerin pek bilgisi yok.

Aslında bu yolculuğu yapalı çok oldu(2014'ün son gezisiydi), fakat ev bark taşıma telaşesinden oturup yazamadık. Tülay ve Ulaş bir haftasonu bizi kandırdı, istikamet Kastamonu. Ailecek Kastamonu'yu ve insanlarını sevdiğimizden çok da zor olmuyor yola düşmek. Plan basit, yola çık, kafana göre takıl. 

Derken Ulaş dedi ki, Taşköprü'de bir antik kent varmış, gidelim mi? Google'dan yardım istiyoruz, ama bulduğumuz görüntüler Mersin'deki adaşına ait oluyor. Yolda bakınıyoruz, neresi imiş, ne imiş diye. Pek de birşey bulamıyoruz bilgi olarak. Sonra ora bura derken varıyoruz sarmısağı ile ünlü Taşköprü'ye. Gökırmak kenarında kurulu bu güzel ilçede bir antik şehir var gerçekten; Pompeiopolis=Pompey'in şehri. 



Mithradat'a karşı kazandığı zafer sonrası  MÖ 64/65 'te Roma'lı general Pompey Pontus topraklarında ulaşım ve ekonomik gelişim  açısından elverişli, bugünkü İstanbul ve Şebinkarahisar arası sıralanan şehirler kurmuş ve bu şehirler eski Romalı askerler yerleştirmiş.  Amasyalı tarihçi Strabon bu şehirleri şöyle sıralamış; Megalopolis, Zela, Diospolis, Nikopolis, Magnopolis, Neapolis ve Paphlagonya'nın merkezi olan Pompeiopolis...  




Strabon Geographika’sında “ … Etrafındaki Blaene ve Domanitis oldukça verimli topraklardır. İkincisinin içinden Amnias (Gökırmak) nehri geçer. Bithynialı Nikomedes’in kuvvetlerini Mithiridates Eupator burada tamamen yok etti, fakat bunu şahsen değil, generalleri vasıtasiyle yaptı… Ve burada yapılmış bir iskan olan Pompeiopolis, kent olarak ilan edildi…” diye bahsediyor şehirden.


 MS 2. YY'da şehir en şahşahalı dönemini yaşamış, o dönem basılan sikkelerden anlaşılan şehir "Paflagonya Metropolisi" olarak anılıyormuş. 6 YY'da ise Arap ve Sasani akımları yüzünden şehir ihtişamını yitirmiş. 14. YY. civarında yokolmuş.



1801'de Sinop Fransız konsolosu Pascale Fourcade Zımbıllıtepe'deki yazıtlardan buranın Pompeiopolis olduğunu tesbit etmiş (ki böyle çok yönlü insanlara şaşıyorum). Kazıların başlaması ise 2006'yı bulmuş.





Kenti araştırırken kazı başkanı Prof. Dr. Latife Summerer hakkında hoş haberler okudum. Kendisi Münih Ludwig-Maximilian Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nde çalışırken kazıları başlatıp yönetmiş, sonrasında ise Almanya'daki görevinden ayrılıp Kastamonu Üniversitesi'ne geçerek kazıyı yönetmeye devam ediyor. Kendisine ufak bir e-posta gönderip kaynak rica ettik, O da bizi kırmayıp Kuzey Anadolu'daki bu yegane bilimsel kazı ile ilgili zengin yayınlarını gönderdi. Çok mutlu ve müteşekkir olduk :) Bakarsınız yaza kazılar başlayınca ufak bir Pompeipolis ziyareti daha yapar ve kendisi ile tanışma fırsatı buluruz.



Biz Taşköprü'deyken kazı alanı koruma amaçlı kapalıydı, fakat kazı alanının girişinde hem muhafaza hem sergi amacı ile düzenlenmiş büyük bir bina mevcut. Eserlerin bir kısmı da Kastamonu Arkeoloji Müzesi' nde sergileniyor.


Kastamonu genelde doğası ile aklımıza geliyor, fakat her yanı tarihle dolu. Bir kaçamağınızı Kastamonu'ya ayırın, oralara kadar gitmişken Pompeiopolis'i görmeden gelmeyin :) Gezinin devamı yolda....




3 yorum:

  1. bu kadarının bile korunduğunu görmek hayret verici, Tr'de kesinlikle önemsenmiyor böyle şeyler çok yazık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önemseyen insanların varlığı umudumuzu yeşertiyor, inşallah daha güzel günler göreceğiz ....

      Sil
  2. güzel paylaşım, takipteyim bana da beklerim
    http://meleginhediyeleri.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil