Göynük Kanyonu



Bu yazın en güzel hatırası Göynük Kanyonu oldu.


Kanyon cenneti memleketimizde biz amatörler için iyi bir başlangıç seçeneği ve Likya Yolu üzerindeki en güzel duraklardan biri!

 

 Yerlisi olarak bizler pek bilmesek de turistler kesinlikle tadını çıkarıyor. Daha öncesinde daha bakirken bir şirkete (Eco Fun Adventure Park) işletmesi verilmiş. 


Kanyon giriş ücreti 5 TL.  


Yol boyunca su içebileceğiniz 2 tane çeşme var. 


Yaklaşık 700 mt yürüdükten sonra ilk mola noktasına geliyorsunuz. Burada bir restoranı var. Paintball, tırmanma duvarı, zip line olanağı da cabası.

Burada suyun ağzını kapatarak birbiri ile bağlantılı  3-4 gölet oluşturulmuş. İçlerinde çeşitli balıklar mevcut fakat yakalamak yasak.  Göletçiklerin içinde çardak şeklinde yemek yiyecek yerler var.


Mağara boyunca ağacın kökleri uzanmakta. 
Buradan sonra kanyonda body rafting yapabileceğiniz yere kadar 2-3 km yürümeniz gerekiyor. Gerçi manzara şahane ama  sıcakta o yol çekilir mi bilmiyorum. 


Bu manzaraya da bu şarkı yaraşır :)



Çok ekipman ihtiyacı olan bir parkur değil bence, ama ekipmanınız yoksa kanyona girmeye izin yok. Yaşasın ticaret, ne diyelim. Ailecek keyfini çıkarabileceğiniz bir yer, 7 yaş üstü çocuklar size eşlik edebilir. Bizim oğlan (Esra ve Cemre sağolsun!!) kanyon girişindeki gölette azdı, biz de Gökçen ile keyif çattık. 


Ekipman (neopren kıyafetler, baret, can yeleği, ayakkabı) kiralama ücreti 25 Tl. Kanyon girişinde tanıtım yapıyorlar. Eğer en baştan girmeye karar verirseniz araçla sizi suya girebileceğiniz yere kadar götürüyorlar ama dönüşte tabana kuvvet.



 

Su soğuk, Antalya için birebir, insan ferahlıyor. Giriş derin biraz yüzmeniz gerekiyor, sonrasında ise yürüyorsunuz.



Ufak göletlerde eğlenmek, tırmanmak, suya atlamak mümkün.  Sonunda ise şahane bir şelale mevcut. 






Transa geçmiş Gökçen...





Yol boyunca manzara ve suyun rengi harika, eğlence sınırsız.





En zor yer burası oldu, benim için değil bana tutunup tırmanan Gökçen için :p Burada iki taşın arasında bir köprü kurup diğerlerinin dizinize basarak çıkmalarını sağlamalısınız.

    



Kültürümüzün ayrılmaz bir parçası olan duvar yazıları maalesef burada bile karşımıza çıkıyor.



Bana kalırsa bir doğa harikası. 45 dk gidiş, 45 dk dönüş sürüyor. Tabii o size kalmış, biz Ertuğrul durmaz diye biraz acele ettik. Aksi halde saatlerce kalınabilir.  Kemer tarafına yolunuz düşerse kesinlikle gidin, pişman olmazsınız. Dönüşte Beycik Yaylası'na uğrayıp asırlık çınar ağacında alabalık keyfini yaşayabilirsiniz.

Not: Fotoğrafları cep telefonu & su geçirmez kılıf ile çektik, işe yarıyor. Gerçi Gökçen telefonunun başına birşey gelecek diye çok korktu ama!  Aksiyon kamerası alana kadar idare edeceğiz artık:)





2 yorum: